YENİ AMERİKAN RÜYASI

Yavuz Alogan

Almanya’da yaşayan bir arkadaşım bizim kavruk kasabalı gençlerimizin, korkunç görünüşlü, besili Neo-Nazileri sıkıştırdıkları yerde eşek sudan gelinceye kadar dövdüklerini anlatmıştı. Şaşırtıcı değil.  Bu tipler bizim gençlerimiz gibi ölümüne dövüşmeye asla mecbur kalmadıkları için şiddet kullanmayı bilmezler.

         Irkçı serseri karakteri dünyanın her yerinde, bu arada ABD’de de boy gösteriyor.   Mayonez jambon ve koka-kolayla beslenen, silah mağazalarından ya da internetten parayla satın aldıkları modern silahları teşhir ederek dolaşan bu tüketim toplumu tosuncuklarının iç savaş çıkarma ya da ayaklanma kabiliyetine sahip olduklarını, ateş etmeye cesaret edeceklerini düşünenler çok yanılıyorlar. Alt-orta sınıfa mensup bu çocuklar ölüm oyuncaklarını seviyorlar, “Amerikan değerleri” olarak gördükleri bir tür linç kültürünü, zenci düşmanlığını sürdürüyor, beyaz ırkın kutsallığına inanıyorlar. İşler iyice karışıp “hakikat ânı” geldiğinde kesinlikle FBI saflarına sığınacaklardır. ABD medyasının ve Establishment denilen müesses nizamın isyankâr görünüşlü bu tipleri, covit-19’la birlikte abartmasında çok ince bir politik dümen seziliyor.

         Bu yeni dünya fenomenini Hitler’in paramiliter SA örgütüne (Sturmabteilung / Taarruz Müfrezesi) benzetmek de doğru değil. SA ciddî bir örgüttü. Birinci Dünya Savaşı’nın kanlı boğuşmalarından, siper savaşlarından henüz çıkmış yirmili yaşlarda idealist gençlerden oluşuyordu. Silah onların fetişi ya da oyuncağı değil bedenlerinin bir parçası olmuştu; vatan uğruna cephede ölürlerken Yahudiler ve Komünistler tarafından sırtlarından bıçaklandıklarına, bütün dünyanın Almanya’ya düşman olduğuna inandırılmışlardı. Trump’a hiç bir bakımdan benzemeyen eski asker, ihtilalci ve ırkçı Hitler’in peşine takılmaya hazırdılar.

         ABD’de bu kadar patlayıcı bir karışım yok. Gururlu Çocuklar’ın arasında belki Irak’ta ya da Afganistan’da bulunmuş, uzaktan garibanlara ateş etmiş, ev basıp kadınlara tecavüz etmiş, post-travmatik stres bozukluğundan mustarip birkaç katil vardır.

         Trump gibi eğlenceli bir soytarının “devrimci” bir program hazırlayarak müthiş bir siyasî akım yaratacağını, hatta bir “halk” ayaklanmasına önderlik edeceğini düşünenler bile çıktı.  Konfederasyon bayrağı taşıyan, boynuzlu kürklü ırkçı Yankee serserileri Kongre binasını, tıpkı devrimci Oliver Cromwell’in  1653 yılında İngiliz Parlamentosu’nu bastığı gibi  basmışlar. Bak sen şu işe!

Çok zorlarsak elbette benzerlik bulabiliriz. Cromwell dindardı mesela. Kılıcını çekip silahlı adamlarıyla Parlamento binasına daldığında, milletvekillerine hitaben, “Ben gücümü Tanrı’dan alıyorum, oysa sizler benim atım kadar bile dindar değilsiniz!” diye haykırmıştır.  Trump ırkçı serserilerle birlikte Kongre binasına girseydi, İncil’ini sallayarak “Limuzinim kadar dindar değilsiniz!” gibi şeyler söyleyebilirdi mesela.  

Neyse artık… Ülkemizde üzücü bir şaşkınlık, sanki bir akıl tutulması var.  Herkese zihin açıklığı diliyorum.

 Aslında Amerikan sistemi Trump’ı en hassas yerinden, parasından pulundan servetinden vuracak. Onu vergi kaçakçılığı, yolsuzluk, belki pedofiliyle suçlayarak mahkeme kapılarında süründürecekler.  Amerikan medyası onun sesini kısarken, ona yönelik saldırıları manşetlere çıkaracak. Magazin basını güzel Melania’nın onu nasıl terk ettiğini, artık aynı yatakta bile yatmadıklarını falan anlatacak.

ABD’nin müesses nizamına yönelik esas tehdit ve tehlike siyahlar, göçmenler ve yoksul beyazlardan oluşan geniş kitleden geliyor. Tarihsel ve güncel olarak örgütlenme, hak talep etme ve   gerektiğinde ayaklanma geleneğine ve kabiliyetine sahip olanlar onlardır: sosyal haklarını kaybetmiş, güvencesiz Amerikan yoksulları!  

Biden, Yemin Töreni konuşmasında bu gerçeğin farkında olduğunu ortaya koydu.  Martin Luther King’in 1963 yılında ünlü  “I have a dream” konuşmasını yaptığı Lincoln Anıtı’nı işaret ederek ve Camela Harris’in göçmenliğini ima ederek, Demokratları “Amerikan Rüyası”nın gerçek sahibi olarak gösterdi. Sistemin var gücüyle bir Yeni Amerikan Rüyası imal edeceğini anlıyoruz.

Biden sosyal medyada da ısrarla Martin Luther King’in sözlerini paylaştı: “Karanlık karanlıkla, nefret nefretle yok edilemez, ancak ışık ve sevgi bunu yapabilir…” vs.

Demek ki Biden, esas tehlike olarak gördüğü siyahları ve göçmenleri yatıştıran, onları yeniden düzenin sınırlarına çekmeye çalışan bir iç politika izleyecek. Bunu yaparken, Trump yanlılarının, ırkçıların gücünü abartacak. En önemlisi, Kovit-19 virüsünü bir korku ve yıldırma aracı olarak sonuna kadar kullanacak. “İşler kolaylaşmadan önce çok daha zorlaşacak” gibi uyarılarını sürdürecek, bütün Amerikalıları salgın hastalığın “Darkest Winter”ıyla (En Kara Kış) korkutacak (bu konuda bkz. Hüseyin Vodinalı, Veryansın,  https://www.veryansintv.com/kara-kis).

Orta vadede ABD’nin Çin’le bir “modus vivendi”  (henüz çözüm bulunamayan sorunlarda “yan yana yaşamayı” temin eden geçici anlaşma) yapacağı,  NATO’yu kullanarak Rusya’nın çevresindeki kuşatmayı daraltacağı,  Venezuela ve İran gibi ülkeler üzerinden güç gösterisine girişeceği anlaşılıyor.  Yeni Rand Corporation raporu ABD’nin “hayati çıkarları” gerektirmedikçe açıktan sert askerî güç kullanmayacağını göstermektedir. Bu strateji değişikliğinden ABD’nin yeni bir  “örtülü savaş” doktrini geliştireceğini,  dolaylı askerî tutumla vekâlet savaşlarına ağırlık vereceğini,  Türkiye dâhil “rouge” (başıbozuk) olarak gördüğü ülkelerde iç karışıklık çıkaracağını, dünyanın her yerinde CIA marifetiyle darbeler,   suikastlar ve sabotajlarla iş göreceğini,  politik manipülasyonlara başvuracağını anlıyoruz.  Bu arada “Biden – Camela”  ikilisi kendilerini bütün dünyaya “demokrasi havarisi,” “azınlık hakları savunucusu” olarak pazarlamayı sürdüreceklerdir. Hegemon güçlerin çöküşü uzun ve zahmetli olur, birdenbire olmaz.

Pazar yazısını şenlendirmek için ayrılıkçı Kürt zihniyetinin Biden aşkıyla bitirelim.  AKP’li Orhan Miroğlu Sputnik’e  demeç vererek “çarpıcı açıklamalar”da bulunmuş. Meğer Biden’ın gerçek ismi  Cimoyê Bahattîn Ağa imiş!  Erivan’dan (hem de Erivan’dan!!!) ABD’ye göç etmiş bir Kürt aileden geliyormuş ve aslen Bıruki aşiretine mensupmuş! (Sputnik, 22.01.2021). Bu arkadaşlar 2009’da Obama başkan olduğunda   da davul zurna eşliğinde halay çekerek, “Bıji Serok Obama!” diye slogan atmışlardı. Herkese ciddiyet, haysiyet ve izzetinefis (kendine saygı, onur) temenni ediyorum…  Veryansın, 24. 01. 2021

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *